POŞETE SARILI BAŞIM, DENİZİN DİBİNDEYMİŞ GİBİ SEVGİLİ ÖYLE BİR TERKEDİŞTİ Kİ SENDE Kİ.. ANLATILAN TÜM HİKAYELER, PİNOKYONUN TAHTADAN BURNUNUN UZAMASI KADAR SAÇMAYDI ARTIK.. VE SEN SEVGİLİ, BAŞKASINI ÇOKTAN YAR BELLEYİP, EL KIZININ KOYNUNA ATTIN BENİ ŞİMDİ SEYRET PİYASADAKİ GAYRİ MEŞRU VELETLERİ..! ”Küçük İskender”’
Romantizm & Duygusallık & Sevgi
Bir hayli unutkanım bu ara, \nSeni bile unuttum, özür dilerim. \nGözlerimdeki kararmaların sonrasındaki ışıkta bile yoktun, \nBekledim, gelmedin. \nO karanlıktaki dayanılmaz ağrıların içinde eşlik ettin bana, \nHer zamanki gibi; iyileştirmek yerine yaraladın daha da fazla. \nBu yüzden düşünmemek en iyisi seni, \nYoksa sebebim olacaksın be adam. \n \nSigaramın dumanına karışıp …
Doğrusu şudur ki bugünümde dünü gördüm. Dün mü? Dün dediğim ben geçmişimden bahsediyorum. Dün, bugün ve yarın. Hayat 3 zamandan oluşuyor. Bugün nasıl mıyım? Kararsız, ne yapacağını bilmeyen, sinirli, üzgün, korkak ve bir o kadar halsiz. Aklımda bir sürü soru ve bir o kadar karanlık var. Şunu dinleyerek birazcık rahatlayabiliyorum: …
Saat 00:00 itibariyle derin duygular hissetmeye başladım. Her şeyin bu kadar basit olabileceği aklıma hiç gelmemişti. Öncelikle şundan bahsetmek istiyorum: Gizem. Evet, o benim hayatımın en değerli insanı ve her an adını kullandığım onsuz yapamadığım bir insan. Ama o hiç iyi değil artık. Ve çok değiştiğini sezdim. Aşk onu değiştirdi. …
Ustam! Aklım firarda. Gözbebeklerimde müebbet hüzün, Dilimde Ay kesiği bir yara, Düşüm kırık dökük, Umudumun boynu bükük, Bir öksüzün omuzlarında sükut. Yüreğim sana emanet sıkı tut. Tut ki; kancık pusulara düşmesin. Bir hain kurşunu gelip deşmesin. Ustam! Ne zaman o senin bildiğin zaman, Ne sevda gördüğün masallardaki. Eskiden, Halı tezgahında …
… … … … …
eskilerden bir anı kaybettiğim. ne tarih var,ne de talih. yavaş yavaş soğuyan o yerde, gıcırdayan kapım,en güzel ninnim laf aramızda,çok doydum hayata. ekmek arasındaki,şeker tadında. yalnız sofranın her kuruluşuna, kurtlar davetli,kapım açık hala. gece doğmuş,ufacık ve kiremitsiz. bahçesi,sanki bir üvey evlat. heceden düşen,gökyüzü karanlık. geceden pişen,bugünkü sıcaklık. rutubetli odalarda kuruttum, …
Komşu, komşu, huu – huuu! Işığı kapadın mı? – Kapadım. Camı açtın mı? – Açtım. Aydınlığa ses verdin mi? – Verdim. Zil çaldın mı? – Çaldım. Sokağa çıktınmı? – Çıktım. Mumu söndürdün mü? – Söndürdüm. Demokrasi diye haykırdın mı? – Haykırdım. Ne getirecek diye? – Özgürlük. Kime kime? – Hepimize. …
Kadın dediğin güzel olacak arkadaş: Şöyle savurdumu eteğini, ruhun rüzgârına kayacak. Bacakların, ayakların, bilekten bağlı ayakkabıya tutunan parmakların, seyrine doyamayacaksın. Bakımlı olacak kadın dediğin. Saçları ipek, topukları pembe, boynu ince, salındı mı kuğu gibi zarif olacak ve zarifliğinin ortasında bir hanımefendi barındıracak. Güzel olacak ama kaşı, gözü, bacağı, iki meme …
Aslında hiçbir şey kâr değil insana Ne gücü ne zayıf yanları ne de yüreği Gölgesi bir haç gölgesidir kollarını açsa Ve kırar göğsüne bastırırken sevdiği şeyi Tuhaf bir ayrılıktır hayatı kapkara Mutlu aşk yok ki dünyada Hani giydirilmiş erler bir başka yazgıya İşte o silahsız askerlere benzer hayatı Sabahları o …