Kategoriler

Şebnem Ferah-Kelimeler Yetse albümü

Şarkı Sözleri

Ben Şarkımı Söylerken

İçimde bir ateş yanıyor, bedenim dar gelir oldu,

ateşime ister körüklerle gel ister suyla,

istediğin kadar konuş benimle, istediğin kadar yalan söyle,

beni ben yapan içimdeki sesleri susturamazsın.

içine girdiğin küçük kaygan deliği yeni ve büyük bir dünya mı sandın?

istersen bir aynayla yardım edeyim ama umursamazsın.

merak etmeden duramıyorum, geceleri nasıl uyuyorsun?

beni boşver kendine cevap ver lütfen bu kez dürüst olur musun?

ben şarkımı söylerken istersen sesi açarsın

istersen kısıp bunu da yok sayarsın

kimbilir belki gülümser belki ağlarsın

yüreğimdeki sesleri susturamazsın.

bir yanım seni hala düşünüyor,

bir yanım sana fena kızgın

yalnız sen ve ben biliyoruz olanları, unutturamazsın

sakın nefret ettiğimi düşünme bende böyle duygular barındıramazsın,

geçmiş hiç yaşanmamış gibi davransan da baştan yazamazsın.

Her Şey İnsanlar İçin

“çok parçalandım parçalandıkça çoğaldım”

diye inanmazsam nasıl yaşarım, nasıl yaşarım…

“bir gün daha bitti ama yarın yeni bir gün”

diye inanmazsam nasıl yaşarım, nasıl yaşarım…

bu da gelir geçer diye inanmazsam

nasıl yaşarım, nasıl yaşarım, nasıl yaşarım…

her şey insanlar için

görmek öğrenmek için

bazen zor da olsa

her şey insanlar için

umut doğurmak için

hayatla seviştim

“hiçbir şey boşuna yaşanmamıştır”

diye inanmazsam nasıl yaşarım, nasıl yaşarım…

“uyuyordum gözüm açıldı uyandım”

diye inanmazsam nasıl yaşarım, nasıl yaşarım…

Gözyaşlarımızın Tadı Aynı

gördüğüm rüyanın etkisinden olsa gerek

garip bir hisle uyandım bu sabah

ya bugün o günse, hayatın son günüyse

içimi korku sardı bu sabah

sevdiğim şeyleri düşündüm sevdiğim insanları

gördüğüm ve görmediğim yerleri

son kez uyandıysam ve yapamadığım şeyler varsa

içimi korku sardı bu sabah

ya çok yalnızsam

ya da bomboşsam

zaten bıkmışsam

zamanı harcamışsam

sen, ben, o herkes aynı hikayede

başı ve sonu aynı gerisi farklı

bir yerden tutunduysak hayata

boşa geçirmemeli, bırakmamalı

derdimiz, yaramız acılarımız farklı olabilir

gözyaşlarımızın tadı aynı

değişik, çok başka gibi gözüken yaşamlar varsa da

pişmanlık herkes için acı olmalı

ya çok cahilsem

hiç sevmemişsem

cesur olmamışsam

zamanı harcamışsam

sen, ben, o herkes aynı hikayede

başı ve sonu aynı gerisi farklı

bir yerden tutunduysak hayata

boşa geçirmemeli, bırakmamalı

Gözlerimin Etrafındaki Çizgiler

gözlerimin etrafındaki çizgiler artık belli oluyor

bütün o çizgiler son bir yılda oldu sana bana bize ağlarken

ben leyla olmuşum kimin umrunda

mecnun çoktan gitmişken

bu ne garip bir yangındı böyle

sen söndün ben yanarken

peki ben neden hala böyleyim

neden hala geçmişteyim

belki de

ben sana hala aşığım

işte tam burda karşındayım

ya şimdi tut elimden

ya da bir daha sözetme özlemekten

çook çook çoook karışığım zaten…

ruhum iki ucun arasında gezinip duruyor

bugün zaman akmasın dursun ben içinden geçeceğim

ama neden neden hala böyleyim

neden hala geçmişteyim

belki de

ben sana hala aşığım

işte tam burda karşındayım

ya şimdi tut elimden

ya da bir daha sözetme özlemekten

çook çook çoook karışığım zaten…

Mayın Tarlası

mayın tarlasında dolaşıp durmuşum aşk sanıp da

herkes arkamdan bağırmış kimseyi duymamışım

savaş filmlerinde olur ya yaralı yaralı devam etmişim

sonuna kadar aşk ya yanımdasın sanmışım

mayın tarlasında yürüyüp durmuşum aşk sanıp da

tel örgülerde durmamış bir delikten geçmişim

her şey bana dur demiş kulağım darbe almış duymamışım

sonuna kadar aşk ya sadece inanmışım

koşmuşum düşmüşüm kalkmışım

sevişmek sevmekten gelir inanmışım

elimden tuttuğunda öyle bir güvenmişim ki

bize bir şey olmaz sanmışım

mayın tarlasında bir adam sevmişim aşk sanıp da

soyunup korkusuzca çırılçıplak kalmışım

aşk filmlerinde olur ya işte öyle sevmişim

sonunda bedenim sağlam bulunmuş yüreğim paramparça

İyi-Kötü (Dans Pisti)

biriyle fena halde konuşmaya ihtiyacım var

biriyle fena halde dertleşmeye

evimde ne sıcak bir tabak yemeğim var

ne de televizyonun sesinden başka ses

ama içimde bi\’ yerlerde sabır taşı gizli sanki

doğduğum günden bugüne orda duruyor

sessiz bir kaya düşün deniz kıyısında yalnız

dalgalara göğüs gerip soğuktan üşüyor

ne ahlak ne de sevgi gökten dünyaya indi

insanlık istedi keşfetti hepsini

dün doğmuş bir bebeğe bile girebilen mikrop misali

içimizde hem kötü var hem iyi

hangisi daha güçlü diye beklemektense

heyecanla attım kendimi dans pistine

ayrı ayrı hepsiyle dans edecektim

biraz sohbet ederek çözmeyi deneyecektim

neden böyle olmuşuz nerelerde kaybolmuşuz

aklımdaki soruların hepsini soracaktım

“senin ne haddine böyle şeylerle uğraşmak?”

diye soran hazırcı tembel sen misin?

böyle yaşlanmak olmaz seninki eskimek, çökmek

ruhu küskün bomboş bir bedensin

kelimeler yetse daha neler neler buldum

elimle koymuş gibi huzurluyum

geniş ve loş bir yer istersen sen de bir uğra

doğru yanlış iyi kötü herkes orda

hangisi daha güçlü diye beklemektense

heyecanla attım kendimi dans pistine

ayrı ayrı hepsiyle dans edecektim

biraz sohbet ederek çözmeyi deneyecektim

neden böyle olmuşuz nerelerde kaybolmuşuz

aklımdaki soruların hepsini soracaktım

Çocukken Sahip Olduğum Kırmızı Rugan Ayakkabılar

öyle şeyler söyleyebilmek isterdim ki anlatabilmek

her kelimesi seni çeksin saklasın bir yerlerde; derin

öyle şeyler gösterebilmek isterdim ki resmedebilmek

rüzgar olmak isterdim ki eseyim etrafında; serin

bu bir rüya bu bir dua

ne dersen de, öyle olsun

rüzgara karşı uçmaya çalıştım

gözlerim kapalı seni aradım, seni aradım

körebe oynar gibi

el yordamıyla, sezgiyle

çocukken sahip olduğum kırmızı rugan ayakkabılar

onlar da senin gibi çok tatlıydılar ama;

canımı yakardılar

acıtırdılar

öyle bir ilaç bulabilmek isterdim ki kurtulabilmek

aşka dair bıraktığın korkulardan ama yaram çok derin

bıçakla keser gibi kesip atabilmek bütün her şeyi

kesebiliyorsan ruhumu, dene; duygularımı, yüreğimi; beni

bu bir rüya bu bir dua

ne dersen de, öyle olsun

rüzgara karşı uçmaya çalıştım

gözlerim kapalı seni aradım, seni aradım

körebe oynar gibi

el yordamıyla, sezgiyle

çocukken sahip olduğum kırmızı rugan ayakkabılar

onlar da senin gibi çok tatlıydılar ama;

canımı yakardılar

acıtırdılar

Babam Oğlum

bu akşam sanki hiç ayrılmamışız gibi hissetmek istedim

en sevdiğim kot pantalonumla en sevdiğim lacivert tişörtümü giydim

güzel bir akşam yemeği hazırladım, beraber aldığımız mumları yaktım

şarap açtım, bir sana bir bana iki kadeh çıkardım

sevgilim ve dostum

babam, oğlum

arkadaşım, aşkım

her şeyimdin sen

çok zaman geçti gitti ikimizden

özür dilerim seni üzdüysem

sadece dinle hiçbir şey düşünmeden

şimdi bunlar geldi içimden

bu akşam seni çok özledim

bütün şarabı tek başıma içtim

kırgınlığım bile geçti kalmadı

şimdi bunlar geldi içimden

bu akşam sanki hiç beni kırmamışsın gibi hissetmek istedim

en son tatilimizi düşündüm, ayrılmadan yirmi gün önce

dünyanın en güzel şehirlerinden birinde yürüdük kilometrelerce

iz bıraktık kaldırımlarda, otelde, caddelerde

sevgilim ve dostum

babam, oğlum

arkadaşım, aşkım

her şeyimdin sen

çok zaman geçti gitti ikimizden

özür dilerim seni üzdüysem

sadece dinle hiçbir şey düşünmeden

şimdi bunlar geldi içimden

bu akşam seni çok özledim

bütün şarabı tek başıma içtim

kırgınlığım bile geçti kalmadı

şimdi bunlar geldi içimden

bu akşam sanki hiç aldatmamışsın gibi hissetmek istedim

uyurken bile özlerdik birbirimizi delicesine

düşündüm durdum sordum anlamadım

beraber yaptığımız şeyleri andım

seni son kez özledim

ve bu şarkıyı yazdım

Senin Adın Ne?

bir adım daha gelirsen üstüme

bütün iyi niyetim anlamsız kalacak

son bir kez daha atarsan üstüme

zehirli oklarından sana dönecek

sus pus durmam sakinliğimden

insaniyetle çözmeyi sevdiğimden

ille de savaşmaksa istediğin

cesaretin var mı yenik düşecek

bildiğin tek yol savaşmaksa

aklınla kalbin bir türlü buluşmuyorsa

senin adın ne, bana ismini söyle

senin adın ne, bana ismini söyle

senin adın ne, önce ismini söyle

neden böyle nefret dolusun söyle

senin derdin ne, önce derdini söyle

neden böyle nefret dolusun söyle

neden önce adını sordum biliyor musun

biraz kendine dönmen daha iyi olacak

bir adım daha atmadan önce

yolun nerde bitiyor baksan iyi olacak

çok mu anlamsız geldi adını sormam

kim olduğunu unutmandan olacak

gördün mü hala anlamaya çabalıyorum

iyi niyet suyumdan kurumuş vadin ıslanacak

bildiğin tek yol savaşmaksa

aklınla kalbin bir türlü buluşmuyorsa

senin adın ne, bana ismini söyle

senin adın ne, bana ismini söyle

senin adın ne, önce ismini söyle

neden böyle nefret dolusun söyle

senin derdin ne, önce derdini söyle

neden böyle nefret dolusun söyle

Daha İyi Olmaz mıydı?

ben otuz yaşında hayatın ortasında

küçücük şeylerle mutlu olmanın peşinde

bazen bir şarkıda bazen de sokaklarda

hayat bulan genç bir kadınım

sen erkektin ben de kadın

gittiğinde yarım kaldım sandığım

sana çok bağlıydım ama bağımlı değildim

ardında bıraktığın karmaşayı

kökünden tamamen kazıdım

biraz uzun sürdü ama adeta yenilendim

bir kahve içseydik

sarılarak ayrılsaydık

daha iyi olmaz mıydı?

kaldığın bir otelden

ayrılır gibi gitmeseydin

daha iyi olmaz mıydı?

sözü hiç uzatmadan

doğruları söyleseydin

daha kolay olmaz mıydı?

ayrılmak yeterince zor

bunu zaten biliyordum

ama hayatımın en kötü günü haline getirmeseydin

daha iyi olmaz mıydı?

ben başı önünde rüzgar nerden eserse

“evet” diyen biri olamam

içimden gelen sesi dinlerim durmadan

ister çok güçlü ol ister kahraman

ben istemez miydim seni andığımda gülümseyebilmeyi

sana çok bağlıydım ama bağımlı değildim

elbette beni sonsuza dek sevmek zorunda değildin

sahibin değildim sadece sevgilindim