Forumda da biraz ses çıksın, bu herhalde kurallara aykırılık teşkil etmez. Bunca olaya karşı kayıtsız kalmak çok daha kötü. Olaylar artık çığrından çıktı. Gerçekten çok üzücü şeyler yaşanıyor. Buna rağmen başbakan hala halkı tahrik ediyor. Hala yapılacak, edilecek, asılacak, kesilecek… Bunu diyen adam, eylem hakkını kullanan insanlara da faşist diyebiliyor! Bu millet senin her yaptığının arkasında olmak için mi var? Çıtını çıkarmadan bir köşede durmak için mi var? Ben diktatör değilim diyordun, ne oldu? Milletin istemediği şeyi yapmak kimin haddine? Polisimize ne demeli. İnsan kendi milletinden, kanından olanlara bu zulmü nasıl reva görür? Emir kulluğundan falan çıktı olay. 50 yaşında adama su sıkıp bir köşeye fırlatıyorlar ve daha neler neler… Bu nedir, neler oluyor bu ülkede böyle. İnsan hakları diye bir şey vardı, ne oldu ona? Bunca şey yaşanırken tv kanallarına bir bakın! Başka bir ülkenin kanalı mı bunlar, ki dünya konuşuyor olanları, ne yapmaya çalışıyorlar, bu nasıl bir iştir? Hepsine yazıklar olsun. Türkiye uyumuyor, uyutuluyor arkadaşlar. İnternet, bir kaç tv kanalı vs. de olmasa neler olup bittiğinden bihaber olacağız. Bizim görevimiz; neler olduğunu bilmeyene “bildirmek”, anlamayana “anlatmak”. Dini arkasına almış bir başbakan… Oraya cami, buraya cami diyor hala. Senin yaptırdığın camide ibadet mi olur be! Yeter! Ülkede olanlar umrunda değil. Başka ülkelerdeki insanların sorunlarına atılıyorsun hemen sahte kahramanlar gibi. Doğru ama tepkiler sana, o yüzden bu tavrın… Artık neyin ne olduğunu herkesin anlaması gerek. Dediğim gibi, anlamıyorlarsa da anlatmak Mustafa Kemal Atatürk’ün vatanı emanet ettiği biz gençlerin görevidir. Hiçbir koşulda umutsuzluğa kapılmayacağız, ki bu vatanın hangi şartlarda kazanıldığını hepimiz biliyoruz. Son olarak, bakın Ata’m ne diyor:
Ey Türk Gençliği!
Birinci vazifen, Türk istiklâlini, Türk Cumhuriyetini, ilelebet, muhafaza ve müdafaa etmektir.
Mevcudiyetinin ve istikbalinin yegâne temeli budur. Bu temel, senin, en kıymetli hazinendir. İstikbalde dahi, seni bu hazineden mahrum etmek isteyecek, dahilî ve haricî bedhahların olacaktır. Bir gün, İstiklâl ve Cumhuriyeti müdafaa mecburiyetine düşersen, vazifeye atılmak için, içinde bulunacağın vaziyetin imkân ve şerâitini düşünmeyeceksin! Bu imkân ve şerâit, çok nâmüsait bir mahiyette tezahür edebilir. İstiklâl ve Cumhuriyetine kastedecek düşmanlar, bütün dünyada emsali görülmemiş bir galibiyetin mümessili olabilirler. Cebren ve hile ile aziz vatanın, bütün kaleleri zaptedilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir. Bütün bu şerâitten daha elîm ve daha vahim olmak üzere, memleketin dahilinde, iktidara sahip olanlar gaflet ve dalâlet ve hattâ hıyanet içinde bulunabilirler. Hattâ bu iktidar sahipleri şahsî menfaatlerini, müstevlilerin siyasi emelleriyle tevhit edebilirler. Millet, fakr ü zaruret içinde harap ve bîtap düşmüş olabilir.
Ey Türk istikbalinin evlâdı! İşte, bu ahval ve şerâit içinde dahi, vazifen; Türk İstiklâl ve Cumhuriyetini kurtarmaktır! Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur!